<aLpereN>


BeNiM iÇiN BiR RüYaYDıN uYaNDıM Ve BiTTiN

Scroll images by aLpereNce

Aşka RağmeN Aşk İçiN

aLpereNce Şiir Grubuna Üye olun Şiirlerimizi Paylaşalım...
Google Groups aLpereNce Şiir grubuna kayıt ol
E-posta:
Arşivlere Göz At groups.google.com.tr

Sevgiliye Gönderilmeyen Mektup

Sana bu kaçıncı mektup ,gönderilmeyen
Yazıp da okuyamadığım,okuduğumda ağladığım
Bu nasıl bir sevda ki,ağlayıp ta anlatamadım
Anlatayım....
Ellerim nasır,gömleğim ütüsüz
Yamalı pantolonumdan utanır
Sevdalara sığmasa da sesim,haykıramazdım
Senin için en nezih kelimelerden şiirler yazdım
Tarif edemedim diye gönlümün diliyle seni,
Yırtıp attım...
Kaç gül kopardım bahçelerden,al
Kaç kez yemin ettim,tamam
Gülümü vereceğim sevgimi söyleyeceğim
Olmadı liseli kız olmadı,anlatamadım
Sen eve dönerken ben bir köşede ,ağladım
Bir bakış çok şey anlatır derler
Anadolu yiğidi sevdalıysa,
Ben sana bakamadım da doyasıya
Gözümden sakındım seni.....
En serin yaylalardan daha,serin
Saçların savrulurken gözlerin ah..gözlerin
Umudun başka gözlerde,ellerin başka ellerde
Düşünsene seni severken deli ce..
Dokunsun başka bir ten tenine
Nasıl anlatayım kıskanıyorum.
SENİ ÇOK SEVİYORUM

16:43 - 26/7/2006 - yorum {30} - yorum yaz

SONUNDA DEMEK GİDİYORSUN

Sonun da demek gidiyorsun…
Dinlemekten yorulduğum tüm gerçeklerimi yüzüme vurararak yok oluyorsun hayatımdan
Bilmem ki ne yazılır gidişine hangi sevda türküsü söylenir arkandan
Sevda yüklü günler ayrılığı nasıl kabullenir de yoldaş olur geleceğime
Kalbim hâlâ nasıl senin için çarpar gittiğini bile bile

Yüreğimi bıraktım sana gittiğin yollar da o da geliyor ardında…
Boğazıma yıldızlar dökülüyor gökyüzünden
Gidişinin en yalan gerçeği soru işaretleriyle

tutuşturuluyor boğazıma bir bıçak gibi

Hüzün perdeleri yüzüme açılıyor şimdi.

Kırık bir dal oluyor bedenim.
Sen gidiyorsun…
Geride ne kalıyor ki?
Sen, beni kendinden saymıyor musun?
Rıhtımıma yine acıları mı demirliyorsun?
Sevda yüklü gemiler bırakıyorsun?
Ama Gidiyorsun…

Sahte düşler bırakıyorsun bana
Gitmeyeceğine o kadar inanmıştım ki oysa. Şimdi ikna edemiyorum kendimi. Sessizlikle boğuşacağım günleri geveliyorum ağzımda. Aramızdaki o bilindik uygulamalı uzak yerini
geçip gidişine bırakıyor. Ki şimdi aramızda uzak denebilecek kadar yakın bir sınır yok. Kararsızlık içinde ki bu sevgide hep ödün veren ben oldum. Sana sadece sahtekâr sözcükler kaldı sarf etmen gereken. Bana anlamsız bir bekleyiş…

Hayata hediye ediyorum istifa dilekçemi. Yüzüme yüklediğin gidişinin tüm kıvılcımları dönüşünü bekleyerek uyanıklığa tutuşturuyor kendini. Mutluluk yüzüme inemeden kirpiklerimde aslı kalıyor.

Gidiyorsun
Gelmeyeceğini sen de biliyorsun…
Giderken olsun yalanlarınla büyütme yüreğimi ne olursun.

Gidiyorsun…
İğreti günleri kucaklamaya hazırlanıyorum.
Sende ihyasını aradığım yarınlarımı sende ihlal ediyorum…

Gidiyorsun…
canımı acıtıyorsun…
“Sen bu şehirde ne buluyorsun?” diyordun bana
Sen gidiyorsun ben İstanbul’u kaybediyorum…

İçimin karanlık kuyulardan ince keskin bir ses hıçkıra hıçkıra gitmeyeceksin diyor kalbim
Hâlâ “gitmeyecek” diyorsun

Sus yüreğim sus…
Artık çok geç…
Bunu sen de ben gibi çok iyi biliyorsun…

19:25 - 18/7/2006 - yorum {7} - yorum yaz

SevgiLiye açıLmamış Mektup

 

Varlığın, yokluğuna özdeş şimdi…
Yazıyorum birkaç dakika ağlamışlığın ve gözyaşının üstüne…


Sen bulanıklaşsan da, gözüm hep ufuktaki yalnız haberciyi gördü… Buğulanmış cama çarparken yağmur damlaları, ben çizdim bir kâlp içine iki bedeni…
Zamanın bilmem hangi köşesindeydik hatırlamıyorum. İşime gelmeyen buluşmalardan kaçmadım sen varsın diye… Çam diplerinde petunyaları kuruturken ellerimizde, sen bana SENİ SEVİYORUM derken bile bakamıyordum gözlerine. Utancımdan … alışık olmadığımdan belki … belki de o öpülesi dudaklarından ayıramam dudaklarımı diye, korkumdan.. Farkına varamadım gerçeklerin.. Gözlerine saklanmış hainliği sezseydim eğer; … eğer, denizlerden çaldığın dalganın, bir mühür gibi yüreğime leke yapacağını çözebilseydim, mayasız öperdim seni.. Özüm’süz …


Güzel kelimeler istiyordum senden … Ay ışıklarıyla yıkanmış, okuyunca en çirkin anlarımın anlamlaştığı, okuyunca dokunduğun gözlerimin mızmızlaştığı …


Kulağımın arkasına fısıldanmış güzel kelimeler biriktirmiştim ben sana oysa… terk edip gitmeseydin ansızın; duyacaktın … Ben çırpınırken bir kaşık suyun derinliğinde boğulmamak için, sen görünce beni böyle çaresiz, beni böyle çırılçıplak; tutup çıkarırsın diye uzatmıştım ellerimi..Sen, biraz yukardan ifrit dolu yüreğinle bakıp gülmüştün hâlime.Oysa ben susmanı bekliyordum.. birde ıslak bedenimi sarmanı… bir “NEYİN VAR SENİN” e öyle ihtiyaç duymuştum ki o an; anlatmak istedim, ama sen … yoktun..!


Yıllar geçti aradan.. ve farkında olmadan…
Adımlarım daha büyük, daha hızlı ve daha sağlam…
Yokluğunda büyüttüğüm acılarımı her gün tazelemek zoruma gitmeye başladı. Ve hasretinin bitime uğraması gerekti. Eylüldü.. hüzün mevsimiydi.. nasıl unuturdum seni? Yaprakların salına salına karıştığı toprağı öpüyordum, “Vatanım” diye değil! Sen dön diye…


-Köylü kız- büyüsü bozulduğunda ben öğretmen olmuştum.. Hani rüyalarımın en güzel sahnesinde seyrederken, göz yaşlarımı tutamadığım … hani en mateminde gecenin; üzerimde bir hamal gibi taşıdığım sensizlik yükünü atmak istediğimde, düşünüp de derinlere daldığım….
Hatırladın mı?
Saçlarım; senin bildiğin kadar sıradan değil artık..
Gözlerime durulmayı öğrettim..
Dudaklarıma kilit vurdum konuşmasın diye..
Yüreğimdeki seni her gece zindana attım bensizliğin acısını, sensizliğin acısını çektiğim gibi çek diye! !


Gitme Sevgili!
Sokak aralarında yitirdiğim aklımı geri ver bana.. yüreğim yüreğinde.. Böyle kuru bir beden ne işe yarar sensiz.. Ya dünümü ver, yada hakkımı! çok mu arzu ettiklerim?
Hayatının kısa film akropollerinde hiç mi karem yok? Senaryoda figüran olarak ölmek istemiyorum.. al beni de gözlerine…

Gözünle gördüğün her seksiyonda bir sahtekârlık, her parselinde acı ve göz yaşı… Güzel kelimelerinden duymak istiyordum bir ikindi çayı ertesinde.. Dudaklarından dökülmedikten sonra, adıma yazılan mektupların ne albenisi var ki?


Evlendim…Soğuk duvarlarında, gece lâmbasının aydınlattığı kadar görebildiğim dünyanın eşiğinde, bedenimi saran başka kolları sen zannedip doyasıya, hissedilmeyen kokunu sineye çektiğim günler aklıma geldi..

Evlendin…İkinci sayfa haber bültenlerinden öğrenmek istemezdim… Bilmek isterdim yerime koyduğun biblonu… Kim bilir hangi Can sırada bekliyordu Yanmak için… Farkında olmadan işlediğin günahın bedelini ödeyeceksin demiştim … Yüreğimi yüreğine koymuş olsaydın farkına varırdın süzülmemiş gerçeklerin… Arsız gönül kuşun konmuştu bir başka evin bir başka penceresine…Açar mıydı? …


Yıllar geçti aradan … farkında olmadan.
Cebimde kimsenin göremediği bir öfke saklı sevdiğim… Çıkardığımda dağ dayanmaz ki gönlün dayansın? Ben, kaybolmuşluğun sefasını sürerken, sen, bensizliğin nedametini çekiyorsun… Hissediyorum bunu…Ne ektin ki biçesin?

Beni arıyorsan;
Yokum! !
Sisle çevirdiğin bu evren, artık benim olmadığı kadar, seninde değil! !
Zaman hızla akıp gidiyor..
Yıllar sonra bugün, bakıp da halime gülmeyeceğim… Gözlerime durulmayı öğrettim…
Dudaklarım, dudaklarında güneşe selam çakmayacak artık..
Erkekçe, namusluca çekip gideceğim gözlerinin önünden;
Arkasına bile bakmadan…

Dur! !
Yaklaşma…
Yollarına toz olduğum sevgili! !
Dudak büktüğüm gidişine…
Yüz eskittiğim zamanla..
Ey Yüreğimi yüreğine bir kez olsun konuk edemediğim sevgili! ! !
Dokunma ellerime..
O eller ki, zamanın bir köşesinde, okul kaçışlarının heyecanıyla atan kâlpleri bir bedene dolduran; sonra Tek can ile kenetlenip kaderin vahametini inadıyla kıran eller…


Git..

Varlığın, yokluğuna özdeş şimdi…
Yazıyorum birkaç dakika ağlamışlığın ve gözyaşının üstüne…

01:16 - 18/7/2006 - yorum {2} - yorum yaz

Güle Güle

Hayata dair ne varsa paylaşmak istedim seninle,

güleceksek birlikte ağlayacaksak birlikte olmalıydı.

Önümüze aşkımızın ışığını alıp hiçbir engele takılmadan korkusuzca, cesurca yürümeliydik , ancak böyle yaşanırdı bir aşk.YAŞAMADIN.....

Herkesin ayrı bir dünyası vardı biliyordum.Ama aşk ayrı dünyaları bir potada toplayıp yeni bir dünya yaratmak değilmiydi? yaratılan o dünyada kimsenin benliğini kaybetmeden ortak tutkuları, duyguları yaşamak değilmiydi aşk? Her türlü çatışmaya rağmen, bir küçük gülümseyiş, bir sıcacık bakışla unutmak değilmiydi kızgınlıkları? UNUTMADIN...Ben seni kaybetme duygusunu taşırdım içimde. İncineceksin diye dokunmaya korkardım. Yokluğunu düşünmenin verdiği acıyla uykusuz geceler geçirdim. Sabaha kadar kırpmadım gözlerimi de, sabah seni gördüğümde de sanki saatlerdir uyuyormuş gibi enerjiyle dolardım. Kıpır kıpır olurdu içim. Tarifi imkansız bir heyecan, bir yürek çarpıntısıyla sarılırdım sana, sen sarılmadın Şimdi yorgun yüreğim bunca çabaya rağmen o mutluluk gülüşünü yüzünde göremediğim için yorgun Cesaretsizliğinle, Umursamazlığınla, Aşka burun kıvırmanla yorgun. Bu yüzden daha fazla kaldıramayacak seni .Daha fazla yaşayamayacak bu umutsuz aşkı (becerebilirse tabi) Yüreğim seni bu aşkın en zayıf haLkası seçti ... Güle Güle...

17:02 - 17/7/2006 - yorum {2} - yorum yaz

Ben Seni Sevdikce Varım

Hep ertelenen bir an, hiç yaşanmamaya mahkumdur.

Düşlerin bekleyişini yalnızca bir hüsran karşılayacaktır.

Mevsimleri sayarsak, ömür baharsız tükenir gider. 

Sevdiğinizi bulmak ya da bulduğumuzu sevmek tercihi en zor olan iki seçenektir bu sınavda...

 Boşuna akan ırmaklar mı var yüreğimizde,

sebepsiz mi coşkun bir denizde maviye hasretliğimiz?

Ufukta görünen o ki, mutluluk tek kişiliktir aslında.

Karşımızdakinin çabasına ihtiyacı yoktur mutluluğun.

Aşkın da sevdiğin kadar büyüktür,

sevdiğin sürece meydan okur dünyaya.

Hasretle beklenen gelmez hiçbir zaman, o hasreti yalnız tüketirsin.

Karşılık bulmuyorsa sevda, umut değil,

kendini hükümdar sanan köleler üretir, dönemezsin.

Ama boşa geçmemiştir dolan vakit. Heba olan şiirlerin de değildir. 

Türkülerin diliyle yas tuttuğun geceler, sırdaşlığını hiç terk etmez.

Kıymetini bilmediğin kır çiçekleri yeniden açar, o gül solarken.

 Ayrılanlar yıllar geçse de üstünden, hep aynı acıyı çeker.

 Ama yollar hiç bitmez. Sonuna geldiğin,

zannettiğin yerler birer duraktır aslında.

 Ve sen yolculuğunu gönüllü olarak bitirmişsindir o durakta.

Güneş hep geç kalırmış gibi gelir, sen bir havada mevsimlecaktır belki.

Hep bir umutla beklenirken sevda habercisi,

yüreğini teselli etmek de sana düşer.

Her şeye rağmen ürkütmesin seni bu sevdanın ateşi.

Her yangın önce başladığı yeri yakar.

Sana küçük kendime büyük gelen yüreğimde,

yıllar geçse de senin adın yazar.

 Ve bil ki sevdiğim, uslanmaz ruhum yaşadıkça seni sever,

 seni sevdikçe yaşar...

01:51 - 11/7/2006 - yorum {3} - yorum yaz

Son Sayfa Sonraki Sayfa
Tanım
aLpereN

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım

Son yazılar
- Sevgiliye Gönderilmeyen Mektup
- SONUNDA DEMEK GİDİYORSUN
- SevgiLiye açıLmamış Mektup
- Güle Güle
- Ben Seni Sevdikce Varım
- Sana Seni Yazıyorum
- Başlıksız
- Aşk, Uydurduğumuz En Güzel Yalan!
- "Geleceksin Biliyorum...
- Sen Geldin